BİRÇOK KARİKATÜRCÜLER NASIL GÖRÜNMELİDİR; NASIL YAŞAMALIDIR ? :
Bu yazıya sebep olarak; 2000 senesine dek çizilen son asırda oluşmuş bir sanat olarak karikatür örneklerinin; yazısız ve balonlu olmak üzere bütün karikatürlerin, taklit, kopye, etkilenimler ve orijinaller olarak artık defalarca çok benzer ve aynı tekrar edilmiş örnekler olarak basında yayınlanmış olmaları gerektiği ve geri dönüşüm süreçlerinin de tekrarlı olarak yaşanmış olması gerektiği için çok sonraları yeni jenerasyonların yaşamsal kültürel malzemeleri olarak çok uzun bir süreç içinde yeniden art-artisan-mannershipy ilişkileri içinde veya life style estetiği olarak tekrarlanabilmeleri için gereken nadas dinlenme sürecine girilmesinin gerekip gerekmediği üzerine bir bir kuşku, şüphe ile başlanmıştır.
Karikatürcü olmak için birçok farklı pratik uygulama içinde olan bir hayat tarzınının seçildiği doğru olabilir. Karikatüristlerin iyi kopya, taklit reprödüksiyonlar çizemeyip boyayamayan ve aslında sözkonusu resmin resim olarak güzel değil çirkin olduğunu iddia eden eksik ve yanlış bilgili ve eğitimli ressamlar oldukları söylenir. Karikatürcüler, mesleki bakımdan düzende; gelişkin araçlarla, aygıtlarla hataları, yanlışlıkları düzeltmeye çalışan mühendislerin arkadaşları olarak da kabul edilebilmektedirler. Resim sanatının yerini hareketli görüntü kameralarına terk ettiği günümüzde, fotoğrafları bir türlü iyi çıkamayan, çıkartmayan insanlar olabilir. Karikatürcülerin sık sık gizli hedefteki adreslere çok alternatifli, alengirli, anaforlu, bulanık, belirsiz, çetrefilli, çeşitli, değişik, dolambaçlı, girift, girdaplı, handikaplı yollardan gitmeyi zevk için denedikleri de söylenebilir. Karikatürcülerin aktüel, çağdaş modernleşmeye yardım etmek isterken, sık sk özellikle ve bilinçle görgü kurallarına uymadıkları gibi yollarda trafikte otomobil ve evlerinde mutfakta ve banyo vb. odalarda değişik, farklı kazalar atlattıkları ve geçirdikleri de doğru olabilir. Karikatürcülerin ve hele o karı karikatürcülerin; arkadaşları ile yaptıkları diyaloglarda her konuda her konuşmayı yanlış anladıkları ve yanlış anlaşıldıkları da sanılır. Kimi doğuştan organik özürlü kimselerin görünümlerinin, karikatür sanatının daha sonradan varmak istediği nihai hedef olduğunu da ispat etmek isteyenler çıkabilir. Karikatürcülerin kısacası ressamlar arasında suç işlemek isteyenler olup başaramayıp, beceremeyip yakalananlar olduklarını iddia edebilen cahil sansür grupları, medya patronlarının bulunduğu ortamlar da; karikatür sanatını çizim basım realizasyonu olarak değil artık bu sanatı boşuna yapanları egemen estetik eliminasyonları gereği uyarıp uyduruk, karışık işleri iyice çıkmaza sokmak isteyen daha seçkin entelektüel kişilerce oluşturulabilir. Bazı entelektüel kişiler; yöre ve meslek temsilcilerinden oluşturulmuş kuklaların yönetilemediği durumlarda kariyersel görsel eleştirilere de kendi uluslararası sansürlerini zor durumlarda bazen blöf, rest şeklinde müdahaleler ile darbe ortamlarında çıkar güdebilirler. Karikatürcülerin sadece çevredeki yemek artıkları ile veya abuk sabuk alelacele, yardım amaçlı olarak, çiçek, böcek ve ölü etlerinden yapılma uyduruk denemeler ile çok doğru bir uygunlukla beslendikleri defalarca anlaşılmıştır. Karikatürcülerin çoğunluğunun; başta isim soy isimleri, lakapları, şiirlerinde kullandıkları mahlasları olmak üzere; nüfus cüzdanları, mesleki kimlikleri vs. kartlarının vs. çoğunun sahte oldukları tahmin edilebilmektedir.
12 eylül darbesi öncesindeki Türk karikatürcülerinin 2000 yılına kadar başlarından geçen binbir çeşit badire ve belalar sayesinde neredeyse hepsinin ölebilmesi, daha fazla acılar içinde sürüncemeli intiharlar ile işkenceler çekmemeleri için insanlık adına lütuf sayılmalıdır. 12 eylül sonrasında tersine süren muhalefet uygunluğu olgusuna, onlara tanınan yeni "deliye hergün bayram" vd. dokularına rağmen, artık biraz daha yaşam hakkı tanıyamamaktadır. Sözkonusu Türk karikatürcüleri; yalancılıkları, çirkin, kırıcı şakaları, kılık kıyafet talimatlarına aykırılıkları, anormal halleri, tavırları, terslikleri, tutumları vb. nedenler ile önce çevrelerine ve sonra kendilerine çok büyük zararlar ve ziyanlar vermiş olmalılardır. Türk karikatürcüleri verilen paraları yakarak veya tatil için verilen çocuk hediyeyi satıp ihanet ederek yada kendi önerileri olan gökdelenlere yerleşmeyi kendileri için reddederek son haklarını kaybetmiş olmalıydılar. Türkiye gibi her alanda güzellik yarışmaları açıp yarışmalarına eksiksiz olarak katılan bir ülkede karikatürcülerin seçilmiş olan dereceli güzellerle ilişkilerindeki anormal halleri, tavırları, sonuçlarının önemli olması itibari ile akademik inceleme konusu edilebilmelidir. Dünyanın yönetimine her yere yerleşerek ve her konumsal konuya sosyal yollar yaptırtarak Arapları ve zencileri getirten Türk karikatürcülerinin şimdiye dek birçok küçük ada ülkesinin bağımsızlık savaşlarına katılmış olarak vd. lüzumsuz imkansızlıkları gerçekleştirerek ülkeden ve hatta hayattan ayrılmış olmaları beklenirdi. Türk karikatürcülerinin 2000 yılından sonra öncelikle, özellikle doğuştan hem beden hem zeka özürlü kimseler arasında seçilerek sivrildikleri tahmin edilebilir.
Türk karikatürünün başkentteki temsilinin cumhurbaşkanlığı düzeyinde olması ve bunun da başkentin çok daha çiçeksiz, böceksiz, görgüsüz, sporsuz, sevimsiz, sıkıcı, sıradan, kuru, ruhsuz, yapay, yoz hale getirilerek sağlanması gereği üzerinde de bilimsel sohbetlerde tartışılmaktadır. Bir türlü birinci sınıf bir başkent olamamış olan Ankara kentinde medya patronlarının sansürleri üzerine; gün boyu yapay bir oyun ortamının canla başla resmi dillerini; masa başında daldan dala atlayarak canla başla konuşmaya sarfeden yarı profesyonel, üniversiteli, genç tiyatrocularının fonunda; öncelikle sadece hem doğuştan hem beden hem zeka özürlü olan kişilerin art niyetli, içten pazarlıkçı olsalar bile en incelikli kreatif eserlerinin yaratılmasına uygun ortamlar hazırlanabilinmektedir. Başkentteki eleştirel desen yoksunluğu; deneme yanılmaları ile başarısız oldukları ispatlanmış olan bütün politikacıların fazlasıyla karikatürlerinin çizilmesi nedeni ile karikatürcü olarak da sayılmaları ile affedilmelidir. . Başkentteki nitelikli, seviyeli, aydın karikatürcüler; artık özellikle 12 eylül tarihinden itibaren azınlıklarından ve bu kent mimarisinde yer bulamayan imkansızlıklardan ötürü özellikle sanat ve kültür ortamlarında barındırılmayarak belki de karikatür eserler sayesinde görsel eleştirilerde bulunamayan tek tük ve şüpheli sahıs hüviyetlerinde olabilirler. Kısacası başkentin giderek karikatürcüler derneğinin en kötü halinin en kötü başkanının şubesine veya potansiyel ve uygunluk olarak en usta karikatürcülerin benzerleri olduğu halde ve çok az çizmeye çalıştığı halde, bazen biraz esprili eleştirili, iyi giyimli yakışıklı sanatseverlere dahi hiç tahammülü olamadığı, olamayacağı anlaşılıyor. Sokak çocuklarına bile neredeyse üniversite açan kırsal ve biraz da kısır ve kıt bulunan başkentin çevresinin; görsel kültürel geçmişi ile önceden hiç hak etmediği halde sonradan hep dış yardımlarla pek çok TV yayın kanalları açmasındaki gibi; modern, post-modern mimariye açıklığı, uygunluğu ile ve koleksiyonculuktaki kültürel konumu ile çok katlı gökdelenlerdeki çocuk ve gezi parkları katları, yüzme havuzları hatta tarlalar ve hayvanat bahçeleri katlarının hayalleri ile her türlü eksikliklerini matematik çözümlerle tamamlayabileceği gerçeği durumuna da saygı duyulmalı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder